Turizm Sektörü Yüksek Enflasyonla Yaz Sezonuna Girdi

Yüksek enflasyon, Türkiye turizm sektörünü etkileyerek yaz sezonuna zorlu bir başlangıç yaptırdı.

Türkiye’nin en önemli döviz kaynaklarından biri olan turizm sektörü, bu yaz sezonuna maliyet baskıları altında girdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Mayıs 2026 enflasyon verileri, manşet enflasyondaki düşüşe rağmen hizmet sektöründe, özellikle turizmle ilgili kalemlerdeki yüksek artışları gözler önüne serdi.

Uluslararası ortak tüketim sınıflaması (COICOP) verilerine göre, Türkiye’de ‘Lokanta ve Oteller’ grubunda Mayıs ayında yıllık artış oranı yüzde 31,59 olarak kaydedilirken, bu alandaki rakip ülkelerdeki artış oranları İspanya’da yüzde 4,20, Yunanistan’da yüzde 3,90 ve İtalya’da yüzde 3,40 seviyelerinde kaldı.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, konuya dair açıklamalarında, enflasyon sepetine yönelik uzun süredir dile getirdikleri eleştirileri yineleyerek, otelcilik ve yeme-içme sektörlerinin aynı çerçevede değerlendirilmesinin sağlıklı olmadığını ifade etti. Eresin, konaklama sektöründe fiyat artışlarının yeme-içme sektörüne göre daha sınırlı olduğunu belirtti. Ayrıca, yüksek enflasyon ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların, otelcilerin uluslararası pazardaki rekabet gücünü olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Eresin, “Yüksek enflasyon ve artan işletme maliyetleri, konaklama sektöründe ciddi bir baskı oluşturuyor. Döviz gelirlerindeki artış, maliyet artışlarını karşılayamıyor ve bu durum işletmelerin karlılığını azaltıyor. Turizm işletmeleri, rekabet koşulları nedeniyle döviz bazındaki fiyatlarını artırmakta zorlanıyor. Aksi takdirde pazar kayıpları yaşanabilir,” dedi.

Eresin, enflasyon ile döviz kurları arasındaki dengenin bozulmasının sektördeki en büyük sorunlardan biri olduğunu vurguladı. Maliyetlerin hızla artmasına rağmen döviz gelirlerinin aynı hızda artmaması, turizm işletmelerinin mali durumunu zorlaştırıyor ve rekabet gücünü etkiliyor.

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu ise sektörün en büyük sorununu sabit kur politikası olarak tanımladı. Değerli Türk Lirası’nın hem ihracatçılara hem de turizmciler için dezavantaj yarattığını belirten Kavaloğlu, maliyet ve kur arasındaki dengesizliği örneklerle açıkladı. “Ocak ayında istihdam maliyetlerimiz yüzde 27 artarken, Euro sadece yüzde 6 yükseldi. Dolayısıyla Euro’nun daha yüksek olması gerekirken, hem enflasyon baskısı altındayız hem de artan maliyetlerimiz var. Fiyatlarımızı küresel rekabet koşulları nedeniyle yeterince artırmakta zorlanıyoruz. Bu durum karlılığımızı olumsuz etkiliyor. Sektör olarak karlılıkta 2023 yılına geri döndük, yani 3 yıl geriye gittik,” diye konuştu.

Kavaloğlu, büyük otellerin finansal olarak daha dayanıklı olduğunu, ancak küçük ve butik otellerin sürdürülebilirlik açısından zorluklar yaşadığını belirtti. Büyük otellerin yurt dışındaki acentelerle önceden kontratlar yapma şansına sahip olduğunu, bu nedenle fiyat belirleme konusunda daha avantajlı olduklarını ifade etti. Şu anda tek olumlu gelişmenin gurbetçi talebi ve iç pazar hareketliliği olduğunu vurguladı. Oda fiyatlarının geçen yıla göre TL bazında en az yüzde 35 arttığını, ancak bu artışın maliyetleri karşılamaya yetmediğini belirten Kavaloğlu, Euro bazındaki artışların ise yüzde 5 ila yüzde 8 arasında kaldığını dile getirdi. Bu maliyetler karşısında Euro bazındaki artışın daha yüksek olması gerektiğini ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu