İran ticaretinde Gürbulak’tan ihracat yüzde 250 arttı

İran’ın deniz ticaretindeki aksama, Türkiye kara hattını öne çıkardı. Gürbulak’tan ihracat beş ayda yüzde 250 artarken ikili ticaret 3,2 milyar dolara ulaştı.

İran’ın deniz taşımacılığında yaşanan baskı ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksama, ülkenin ticaret rotalarında değişime neden oldu. Yaptırımların yanı sıra deniz yolundaki sorunlar, İran’ı kara sınırlarını daha yoğun kullanmaya yöneltirken Gürbulak-Bazergan hattı bu dönüşümün en önemli geçiş noktalarından biri haline geldi.

Savaş öncesi dönemde İran’ın yıllık yaklaşık 180 milyon tonluk dış ticaretinin yüzde 80’inden fazlası güney limanları üzerinden yürütülüyordu. Deniz taşımacılığındaki belirsizliklerin artmasıyla birlikte ticaretin bir bölümü kara yollarına kaydı. İran’ın yedi ülkeyle kara sınırı bulunmasına karşın Türkiye hattı, Avrupa pazarlarına bağlantısı ve karayolu ile demiryolu altyapısı sayesinde öne çıktı.

Türkiye’den İran’a tüketim ürünleri, hayvan yemi ve ilaç sanayisinde kullanılan girdiler gönderilirken İran’dan Türkiye’ye alüminyum, bitüm ve yapı malzemeleri taşınıyor.

Gürbulak hattında ihracat hızlandı

Ticaret rotasındaki değişim en belirgin biçimde Gürbulak-Bazergan sınır kapısında görüldü. 12 Ağustos’a kadar geçen beş aylık dönemde Gürbulak’tan İran’a ihracat yüzde 250 arttı. Eylül ayının başında Türkiye’den İran’a her gün yaklaşık 500 TIR’ın giriş yaptığı belirtilirken, sınırdaki yük trafiğinin önceki dönemlere göre önemli ölçüde yoğunlaştığı kaydedildi.

Gürbulak, Türkiye ile İran arasındaki ticaretin yanı sıra Orta Asya ve daha doğudaki pazarlara ulaşım açısından da stratejik bir kara koridoru niteliği taşıyor. Artan yoğunluk üzerine iki ülke, ağustos ayında geçişlerdeki bekleme sürelerini azaltmak amacıyla ortak çalışma başlattı.

İkili ticaret 3,2 milyar dolara ulaştı

Kara taşımacılığındaki hareketlilik, Türkiye-İran ticaret hacmine de yansıdı. 2026’nın ilk altı ayında iki ülke arasındaki ticaret, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artarak yaklaşık 3,2 milyar dolara yükseldi. Bu artış, İran’ın deniz güzergâhlarında sorunların belirginleştiği ve Türkiye üzerinden kara taşımacılığının önem kazandığı döneme denk geldi.

Türkiye ile İran arasında 2015 yılından bu yana tercihli ticaret anlaşması yürürlükte bulunuyor. İki ülke ticaret hacmini daha yüksek seviyelere çıkarma hedefini uzun süredir gündemde tutarken, mevcut jeopolitik koşullar kara sınırlarının ekonomik değerini artırdı. Gelişme; lojistik, gümrük hizmetleri, uluslararası taşımacılık ve İran’a ihracat yapan sektörler açısından yeni iş hacmi oluşturabilir.

Sınır kapısındaki yoğunluk artıyor

Ticaretin denizden karaya yönelmesi, mevcut sınır altyapısı üzerindeki baskıyı da artırdı. Gürbulak-Bazergan hattında TIR geçişlerinin yükselmesi, son aylarda uzayan kuyruklara ve sürücülerin günlerce beklemesine yol açtı. Haziran ayında Gürbulak’ta bazı günlerde yüzlerce aracın geçiş için sırada beklediği, Türkiye’nin İran ve Nahçıvan sınırındaki diğer kapılarında da benzer yoğunluk yaşandığı bildirildi.

Türkiye ve İran heyetleri 24 Ağustos’ta Gürbulak’ta yaptıkları görüşmede, bekleme sürelerinin nedenlerini incelemek üzere ortak komisyon kurulması konusunda anlaştı. Toplantıda günlük TIR geçiş kapasitesinin kademeli olarak artırılması, TIR karnesi kullanımının yaygınlaştırılması ve elektronik TIR sistemine geçiş seçenekleri de ele alındı.

Kara taşımacılığındaki kapasite artışı ticaret hacmindeki büyümeyi karşılayamazsa taşıma süreleri ile navlun maliyetlerinin yükselmesi beklenebilir.

Gürbulak’taki yatırımın önemi artıyor

Gürbulak Gümrük Kapısı, kapsamlı yenileme çalışmalarının ardından nisan ayında yeniden hizmete açıldı. Yeni tesis için yapılan yatırımın 3 milyar TL’nin üzerinde olduğu açıklanmıştı. Çalışmalar kapsamında araç ve yolcu geçiş kapasitesi artırılırken kontrol sistemleri ile lojistik altyapı da yenilendi.

Gürbulak üzerinden yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık ithalat ve ihracat işlemi gerçekleştirildiği belirtiliyor. Türkiye’nin kara gümrük kapıları toplam dış ticaretin yaklaşık yüzde 45’ine hizmet verirken Gürbulak, İran üzerinden Orta Asya’ya uzanan güzergâhı nedeniyle özel bir konum taşıyor. İran’ın ticaretini daha fazla karayoluna yönlendirmesi, kısa süre önce tamamlanan kapasite yatırımının önemini artırabilir.

Fırsatların yanında yaptırım riski de bulunuyor

İran ticaretinin Türkiye’ye yönelmesi, lojistik ve ihracat sektörleri için yeni fırsatlar yaratırken yaptırım kaynaklı riskleri de gündeme getiriyor. ABD’nin İran’a yönelik baskıyı, bu ülkeye hizmet veren yabancı kuruluşları da kapsayacak şekilde genişletmesi ihtimali; bankacılık, sigorta, navlun ve gümrük hizmetlerinde uyum kontrollerini daha kritik hale getiriyor.

Şirketlerin işlem yaptıkları tarafları ve yaptırım kapsamına girebilecek ürünleri daha ayrıntılı biçimde incelemesi gerekebilir. Öte yandan İran’ın kara yolu kapasitesi sınırsız değil; deniz yoluyla taşınan yüksek miktardaki yükün tamamının karayoluna aktarılması mümkün görünmüyor.

Bu nedenle Türkiye-İran hattındaki hareketliliğin önümüzdeki dönemde sürmesi beklenirken, sınır geçiş kapasitesinin artırılması ve yaptırım risklerinin yönetilmesi ticaretin geleceği açısından belirleyici olacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu