İran Savaşı Avrupa Ekonomisine Olumsuz Etki Yapıyor
İran savaşı Avrupa ekonomisini tehdit ediyor, büyüme beklentileri düşüyor ve enflasyon artıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonun ekonomik etkileri Avrupa’da giderek daha belirgin hale geliyor. Kıtanın genelinde büyüme beklentileri düşerken, enerji kaynaklı yeni bir enflasyon dalgası sanayi, kamu maliyesi ve siyasi alanlarda baskıyı artırıyor. Ukrayna savaşının yaralarını henüz tam olarak saramayan Avrupa, bir kez daha yüksek enerji fiyatları, kamu destek paketleri ve sıkı para politikası üçgenine sıkışmış durumda.
Avrupa ekonomisi, son iki yılda Ukrayna savaşının yarattığı enerji krizinin etkilerini atlatmaya çalışırken şimdi yeni bir jeopolitik şokla karşı karşıya. Trump yönetiminin İran’a yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, petrol ve doğalgaz fiyatlarını yeniden yükseltti. Bu durum, özellikle enerji ithalatına bağımlı olan Avrupa ekonomileri için ciddi bir risk oluşturuyor.
Savaşın başlamasından bu yana Avrupa’daki ekonomik görünüm hızla kötüleşti. Almanya ve İtalya gibi ülkeler, resmi büyüme tahminlerini düşürmeyi değerlendiriyor. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) geçen hafta açıkladığı daha karamsar görünüm de bu eğilimi pekiştiriyor. ECB Başkanı Christine Lagarde, mevcut şokun etkilerinin henüz tam olarak ölçülemediğini belirterek, krizin beklenenden daha ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Lagarde’a göre, piyasa ve siyasi çevreler, İran savaşının ekonomik etkilerini gecikmeli bir biçimde fiyatlıyor.
OECD’nin son tahminleri de Avrupa için daha zayıf bir 2026 büyüme görünümüne işaret ediyor. Avrupa’da ekonomik toparlanmaya dair iyimser hava, yerini yeniden temkinli ve savunmacı politikalara bırakıyor.
Krizin ilk ve en sert etkisi enerji yoğun sektörlerde hissediliyor. Almanya’nın kimya sektörü, 2022’deki enerji şokundan sonra ikinci büyük baskıyla karşı karşıya. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapalı kalması, doğalgaz ve petrokimya maliyetlerini yeniden artırdı. Almanya’nın en büyük amonyak tesislerinden biri olan SKW Piesteritz, üretimi teknik minimum seviye olan yüzde 85’e düşürdü. Özel kimyasallar üreticisi Evonik de savaşın dolaylı etkilerinden kaçamayacağını kabul etti. Şirket yönetimi, hasarın boyutunu henüz tam olarak hesaplayamadıklarını belirtse de mevcut koşulların maliyet baskısını daha da artıracağı açık.
Bu durum yalnızca kimya sanayii ile sınırlı değil; gübre, çelik, cam, seramik ve ağır sanayi gibi enerji tüketimi yüksek alanlarda da maliyetlerin yukarı yönlü baskı yaratması bekleniyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklık, sadece enerji fiyatlarını değil, küresel taşımacılığı da etkiliyor. Konteyner taşımacılığı devi Hapag-Lloyd, savaş nedeniyle haftalık ek maliyetlerinin 40-50 milyon dolar aralığına çıktığını açıkladı. Yakıt, sigorta ve depolama giderlerindeki artış, taşımacılık şirketlerini olağanüstü ücretler uygulamaya zorluyor. Bu maliyetlerin zamanla tüm tedarik zincirine yayılması ve nihayetinde tüketici fiyatlarına yansıması bekleniyor. Yani Avrupa’da yeni bir enflasyon dalgası yalnızca enerji faturasıyla sınırlı kalmayabilir; lojistik ve ithalat maliyetleri de fiyatları yukarı itebilir.
İngiltere merkezli perakende şirketi Next, savaşın üç ayı aşması halinde fiyatları yüzde 1,5 ila yüzde 2 artırabileceği uyarısında bulundu. İsveçli H&M de uzun süren bir çatışmanın enerji üzerinden tüketimi baskılayabileceğini ifade etti. Enflasyon baskısı Avrupa toplumlarında da hızla hissedilmeye başladı. Fransa’nın resmi istatistik kurumu, gelecek 12 aya ilişkin fiyat artışı beklentilerinin hanehalkı nezdinde çok sert yükseldiğini bildirdi. Tüketici güvenindeki bozulma, savaşın ekonomik etkisinin yalnızca şirket bilançosunda kalmayacağını gösteriyor.
İspanya’dan gelen mart ayı öncü enflasyon verisi beklentilerden daha düşük olsa da yine de Avrupa Merkez Bankası’nın yüzde 2 hedefinin belirgin biçimde üzerinde kaldı. Bu durum, ECB’nin yeniden faiz artışı tartışmalarına dönmesine yol açıyor. Avrupa, geçen yılın ticaret şoklarından sonra bu kez enerji ve savaş kaynaklı yeni bir fiyat baskısıyla karşı karşıya. Bu durum, tam toparlanma umudu belirmişken ekonomik rotayı yeniden bozabilir.
Avrupa’da en kritik tartışmalardan biri, savaşın para politikasını nasıl etkileyeceği. Ukrayna savaşı sonrası yüksek enflasyonu faiz artırımlarıyla bastıran merkez bankaları, şimdi benzer bir ikilemle karşı karşıya. Piyasalar, ECB’nin yeniden faiz artırabileceğini giderek daha güçlü biçimde fiyatlıyor. İngiltere Merkez Bankası için de benzer beklentiler güçleniyor. Ancak sorun şu: büyüme yavaşlarken faiz artırmak ekonomiyi daha da baskılayabilir. Bu nedenle Avrupa, bir kez daha “stagflasyon” korkusuyla yüzleşiyor; yani hem enflasyon yüksek kalabilir hem de büyüme zayıflayabilir.
Ekonomik baskının artması, hükümetleri hanehalkı ve şirketleri desteklemek için yeni önlemler almaya zorluyor. Ancak Avrupa’da tüm ülkelerin bu tür destek paketlerini finanse edecek mali alanı bulunmuyor. Bloomberg Economics’e göre, seçmenleri enflasyondan korumanın temel aracı maliye politikası olmaya devam ediyor. Ancak hedefli ve sınırlı destekler yerine geniş kitlelere yayılacak yardımlar siyasi olarak daha cazip görünse de bütçe dengeleri bunu her ülkede mümkün kılmıyor. Bu alanda en rahat ülke Almanya gibi görünse de, Fransa, İtalya ve İngiltere gibi büyük ekonomilerde kamu maliyesi zaten baskı altında. İngiltere’de hayat pahalılığı kaynaklı hoşnutsuzluğun popülist hareketleri güçlendirdiği belirtilirken, hükümetin manevra alanı oldukça dar.
Almanya’da İran savaşı nedeniyle büyüme tahminleri yeniden gözden geçiriliyor. Hükümete yakın kaynaklara göre, savaşın uzaması halinde 2026 büyümesi yüzde 1 yerine yalnızca yüzde 0,5 olabilir. Daha hafif senaryoda bile büyümenin yüzde 0,6-0,7 aralığında kalabileceği konuşuluyor. Bu durum, Almanya Başbakanı Friedrich Merz liderliğindeki koalisyon için ciddi bir siyasi sorun yaratıyor. Hükümet, iki yıllık daralma ve ardından gelen durgunluktan sonra toparlanma bekliyordu. Kamu yatırımlarıyla desteklenen bu toparlanma umutları şimdi yeniden zayıflıyor. Bundesbank da ilk çeyrekte büyüme yerine durgunluk olabileceği uyarısında bulundu. İran savaşı, enerji arzı üzerindeki baskı nedeniyle Almanya ekonomisini yeniden frenliyor.
Zayıf büyüme, yalnızca ekonomik değil, siyasi sonuçlar da doğuruyor. Vergi gelirlerinin zayıflaması, bütçe açıklarını daha da büyütebilir. Almanya’da hükümet, bir yandan 500 milyar euroluk altyapı yatırım paketini devreye alırken diğer yandan önümüzdeki yıllarda milyarlarca euroluk ek bütçe açığını kapatmak zorunda. Bu tablo, aşırı sağın yükselişine de zemin hazırlıyor. Almanya’da AfD’nin ekonomik hoşnutsuzluktan beslendiği ve iktidar blokuyla başa baş hale geldiği belirtiliyor. Benzer baskılar, başka Avrupa ülkelerinde de siyasi dengeleri etkileyebilir. Yani İran savaşı, Avrupa için yalnızca enerji ve enflasyon sorunu değil; aynı zamanda mali disiplin, reform ajandası ve siyasi istikrar açısından da yeni bir sınav anlamına geliyor.
Sonuç olarak, Trump’ın İran savaşı Avrupa’da yeni bir ekonomik sarsıntı başlatmış durumda. Enerji fiyatlarındaki artış, sanayi üretimini baskılarken enflasyonu yukarı çekiyor; büyümeyi yavaşlatıyor; bütçe dengelerini zorluyor ve siyasi radikalleşmeye alan açıyor. Ukrayna savaşı sonrası toparlanma umudu taşıyan Avrupa, yeniden kriz moduna dönüyor. Önümüzdeki günlerde enerji ve maliye bakanlarının alacağı kararlar, bu şokun geçici mi yoksa kalıcı mı olacağını belirlemede kritik olacak. Ancak şimdiden görünen gerçek şu: İran savaşı, Avrupa ekonomisinin canını yakmaya başladı.




