Eskişehir’den Küresel Sanat Ağına Yön Veren Galeri
The Key Art Gallery, Eskişehir’den başlayarak Türk sanatçıları için uluslararası bir platform oluşturmayı hedefliyor.
Eskişehir’de sanatı kurumsal performans aracı haline getiren The Key Art Gallery, beş yıl içinde Amerika Birleşik Devletleri’nde bir şube açarak Türk sanatçılarına uluslararası alanda güçlü bir platform sunmayı planlıyor. Ayrıca, uzun vadede kuracağı akademi ile Türkiye’deki sanat ekonomisinin payını artırmayı hedefliyor.
Eskişehir’in tek özel sanat galerisi olarak Baksan Sanayi Sitesi’nde faaliyet gösteren The Key Art Gallery, geliştirdiği yenilikçi iş modeli ve uluslararası değişim programları ile sanat ekonomisinde yeni bir dönem başlatıyor. 1960’larda inşa edilen eski bir sanayi alanını sanatla dönüştürerek, Anadolu’daki yetenekleri global ölçekte görünür kılmayı amaçlıyor.
Galerinin kurucusu Merve Küpeli, sanatçılardan herhangi bir ücret talep etmediklerini belirterek, galerinin kuruluş hikayesini şöyle aktardı: “Bu alanı tuttuğumuzda atölye oldukça kötü bir durumdaydı. Baksan Sanayi Sitesi o zamanlar bakımsızdı. Yaklaşık 15 yıl önce, burayı ‘Baksan Sanat Sitesi’ne dönüştürme fikrini gündeme getirmiştik. Ancak o dönemde yaşımız çok küçük olduğu için önerimiz dikkate alınmadı. Eskişehir’de hiç galeri yoktu ve bu işin profesyonel bir hale dönüşmemesi için bir sebep yoktu. Yatırım maliyetinin geri dönüş süresi uzun olmasına rağmen, buranın işletme maliyetinin uygun olması bizi bu işe yönlendirdi.”
İlk sergilerini açtıktan sonra Türkiye’de sanat üzerine bir iş modeli kurmanın zorluklarıyla karşılaştıklarını ifade eden Küpeli, kültürel bilincin tam anlamıyla yerleşmediği bir ortamda sıfırdan bir şeyler öğretmeye çalıştıklarını belirtti. Galerinin isminin “The Key” (Anahtar) olmasının, onlara her kapıyı açacak güçlü bir platform oluşturma hedefinden kaynaklandığını vurguladı.
Küpeli, şirketlerin finansal ve kurumsal sadakat süreçlerine sanatın entegre edilmesinin önemine dikkat çekerek, galerinin üç ana gelir merkezi üzerinde çalıştığını açıkladı. Birincisi, sanatçıların eserlerinin sergilendiği ve satışlarının yapıldığı aktif galeri işletmeciliği. İkincisi, şirketlere sanat yatırımları konusunda danışmanlık vererek çalışan performansını artırmak. Üçüncüsü ise, uluslararası galerilerle ortak projeler geliştirerek Türk sanatçılarına global bir görünürlük kazandırmak. Küpeli, “Şu an Amerika’da bir şube açmak için çalışmalara başladım. Ayrıca, New York’taki bazı sergi alanlarıyla bağlantılar kurarak orada sergiler açıyoruz,” dedi.
Bugüne kadar toplamda 14 sergi gerçekleştirdiklerini ve 3 uluslararası fuara katıldıklarını belirten Küpeli, Bodrum’da Bilgili Holding ile iş birliği yaparak bir villayı sergi alanına dönüştürdüklerini ifade etti. Sanatın, çalışanların estetik algısını geliştirdiğini ve bu sayede kurumsal performansı artırdığını vurguladı.
Küpeli, Anadolu’daki yetenekli sanatçıları öne çıkarmak ve onları Avrupa ile Amerika’da görünür kılmak için çeşitli stratejiler geliştirdiklerini belirtti. “Sanatçılarımızın Avrupa’da görünür olması gerekiyor. Bu yüzden Türk sanatçılarını sergiler açmak üzere yurt dışında tanıtıyorum. Önemli olan, orada bir görünürlük ve algı yaratmak,” dedi. Ayrıca, Türkiye’deki altyapı ihtiyaçlarına da dikkat çekerek, Eskişehir Seyitgazi’deki Santral Park alanının sanatçı rezidansları için uygun bir yer olduğunu ifade etti.
Küpeli, kurum olarak 1, 5 ve 10 yıllık stratejik hedefler doğrultusunda hareket ettiklerini belirterek, “Amerika’da bir şube açmak kesinlikle şarttı. 10 yıllık vizyonumuzda ise Türkiye’de sanat kavramını daha fazla anlatmak var. Bunun yolu galeriyi fiziki olarak şubeleştirmek değil, fikirleri yaymak. Sanat tarihi veya sanat ekonomisi eğitimi almış öğrencileri yetiştirerek sektörde yeni bir pazar oluşturmak istiyorum. Türkiye’de sanat ekonomisinin genel ekonomiden aldığı pay %0.1 bile değil. Oysa bu oran Avrupa’da %5, Amerika’da ise %6-7 seviyelerinde. Bu durum, Türkiye’deki sanat gelişiminin yapısal ve politik bir mesele olduğunu gösteriyor,” ifadelerini kullandı.




