2026’da CEO stresi: Liderler tükenmişlikle yüzleşiyor

CEO stresi, hızlanan teknoloji, ekonomik belirsizlik ve jeopolitik risklerle 2026’da derinleşiyor; uzmanlar liderlere toparlanma ve uyum öneriyor.

2026’da CEO stresi, şirketlerin karşı karşıya olduğu çok yönlü baskılarla birlikte daha görünür hale geliyor. Liderlik koltuğuna taşıyan yüksek hedefler, dayanıklılık ve sürekli başarı beklentisi, bazı yöneticiler açısından zamanla tükenmişlik ve sağlık sorunlarına dönüşebiliyor.

Inspire Brands CEO’su Paul Brown’ın sağlık iznine ayrıldığı, Clorox Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Linda Rendle’ın ise sağlık gerekçeleriyle görevinden ayrıldığı yönündeki haberler, üst düzey yöneticilerin maruz kaldığı baskıyı yeniden gündeme taşıdı. Challenger, Gray & Christmas’ın verilerine göre yılın ilk çeyreğindeki CEO istifaları, şirketin 2002’de kayıt tutmaya başlamasından bu yana 2024 ve 2025’in ardından en yüksek üçüncü seviyeye ulaştı.

Yapay zekâ bazı operasyonları kolaylaştırsa da üst yönetim üzerindeki beklentiyi azaltmadı. 5app CEO’su Philip Huthwaite, yöneticilerin yoğun rekabet ortamında sonuç üretme baskısıyla karşı karşıya olduğunu, teknolojinin belirli görevleri hızlandırırken başka alanlarda performans çıtasını yükselttiğini belirtti.

Değişimin hızı liderlik baskısını artırıyor

RHR International kıdemli ortağı David Astorino, günümüz iş dünyasında teknolojik, jeopolitik, ekonomik, sosyal ve çevresel gelişmelerin aynı anda hızlandığını söyledi. Astorino’ya göre bu güçlerin her biri tek başına yönetilmesi zor bir tablo yaratırken, birlikte hareket etmeleri şirketlerin tepe yöneticileri için daha karmaşık bir liderlik ortamı oluşturuyor.

Özellikle gıda ve sigorta sektörleri açısından çevresel başlığın ayrı bir zorluk taşıdığına dikkat çeken Astorino, şirketlerin değişime ayak uydurabilmek için daha hızlı karar alması ve yenilik üretmesi gerektiğini ifade etti. Teknoloji sayesinde pazara giriş engellerinin düşmesi de rekabeti artırırken, yöneticiler aynı anda kısa ve uzun vadeli sorunları çözmeye çalışıyor.

Psikolog Charlene Plunkett, CEO’ların çoğu zaman işe yönelten dürtü sistemiyle tehditlere karşı tetikte tutan sistem arasında geçiş yapamadığını belirtti. Dopaminle ilişkilendirilen motivasyonun yanı sıra adrenalin ve kortizolün etkisi altında kalmanın, başarıyı destekleyebildiği ancak uzun vadede önemli bedeller doğurabildiği kaydedildi. Dijital çalışma düzeni ve savaşlar gibi makro gelişmelerin finansal piyasaları sarsması da tükenmişlik riskini artırıyor.

İstifalarda emeklilik payı yükseliyor

Challenger raporuna göre CEO ayrılıkları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 19 gerilese de halka açık şirketlerde mart ayındaki emeklilik kaynaklı ayrılık sayısı 59’a çıktı. Bu rakam, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 59 artış anlamına geliyor. Kadın CEO’lar arasındaki ayrılıklar da martta aylık bazda yüzde 29,3, ilk çeyrek toplamında ise 2025’e kıyasla yüzde 26,9 yükseldi. Mart ayında görevinden ayrılan yöneticilerin yüzde 35’i gerekçe olarak emekliliği gösterdi.

Challenger, Gray & Christmas baş gelir sorumlusu ve iş gücü uzmanı Andy Challenger, ayrılma hızının yavaşlamasına rağmen tablonun hâlâ önemli olduğunu söyledi. Challenger, pandemi ve 2024 seçim süreci boyunca kararlarını erteleyen uzun süreli yöneticilerin, piyasa koşulları yeniden değişmeden kendi tercihleri doğrultusunda görevden ayrılmaya başladığını ifade etti.

Uzmanlardan toparlanma ve uyum çağrısı

Astorino, geleceği kesin biçimde öngörmenin mümkün olmadığını kabul etmenin, bugünün ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri belirlemenin ve kurum genelinde dayanıklılık oluşturmanın önemine işaret etti. Daha yavaş bir iş dünyası için tasarlanan üç aylık tahminler ve katı bütçe döngülerinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Uzman, CEO’ların maruz kaldığı stresle uyumlu bir toparlanma düzeni kurması gerektiğini vurguladı. Düzenli uyku, dengeli beslenme, hareket etmek, açık havada zaman geçirmek ve yakın ilişkileri korumak bu düzenin temel unsurları arasında gösteriliyor. Sürekli uykusuzluk, aşırı alkol tüketimi ve sağlıksız beslenmenin bedelinin hızlanan iş dünyasında daha çabuk ortaya çıktığı belirtiliyor.

Gıda ve içecek sektöründeki liderlik gündeminin bir diğer başlığını ise influencer pazarlamasının dönüşümü oluşturuyor. Foodie Tribe’ın kurucu ortağı ve CEO’su Katy Coffield ile şekerleme bilimcisi Hannah Gray, markaların içerik üreticilerini seçerken nelere dikkat etmesi gerektiğini ve mikro influencer’ların yüksek etkileşim, özgünlük ve hedefli kitleler sayesinde nasıl değer yaratabildiğini ele alıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu