Yakıt maliyetleri navlunlarda yukarı yönlü baskı yaratıyor

VLSFO fiyatının 940 dolara yükselmesi deniz taşımacılığında maliyetleri artırdı. Murat Uçar, navlunlarda yukarı yönlü baskının sürebileceğini belirtti.

Deniz taşımacılığında yakıt giderleri yeniden temel maliyet unsurlarından biri haline geldi. Küresel ortalama çok düşük sülfürlü fuel oil (VLSFO) fiyatı, eylül ayının başındaki yaklaşık 875 dolar seviyesinden ton başına 940 dolara çıktı. Mersin Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği Başkanı Murat Uçar, kısa sürede yaklaşık yüzde 8 artan yakıt fiyatlarının özellikle uzun mesafeli sefer yapan gemilerin işletme maliyetlerini belirgin biçimde yükselttiğini söyledi.

Uçar’ın verdiği bilgilere göre yakıt, geminin türüne bağlı olarak toplam operasyon giderlerinin yaklaşık yüzde 40-50’sini oluşturuyor. Büyük konteyner gemilerinde bu oranın yüzde 50’yi aşabildiğini belirten Uçar, ton başına yakıt fiyatındaki her 100 dolarlık artışın yüksek tüketimli gemiler için önemli bir ek yük yarattığını ifade etti.

Yakıt fiyatındaki yükselişin navlunlara aynı oranda yansımadığını vurgulayan Uçar, yakıt maliyetinin operasyon giderlerindeki payı dikkate alındığında yüzde 20’lik bir yakıt artışının toplam işletme maliyetini kabaca yüzde 8-10 artırabileceğini kaydetti. Bu artışın ne kadarının navlunlara aktarılacağının ise arz ve talep koşullarına göre değişeceğini belirtti.

Uçar, 2026 yılında bazı denizcilik hatlarında yakıt ek ücretlerinin uygulanmaya başladığını, MSC’nin mart ayında Akdeniz’den belirli güzergâhlara taşınan konteynerler için 30-50 dolar arasında acil yakıt ek ücreti getirdiğini hatırlattı.

Mersin’in rekabetinde toplam lojistik maliyet öne çıkıyor

Akaryakıt fiyatlarındaki artışın yalnızca Mersin’i değil, Akdeniz’de faaliyet gösteren liman ve hatların tamamını etkilediğini belirten Uçar, Mersin’in rekabet gücünün değerlendirilmesinde toplam lojistik maliyetin esas alınması gerektiğini söyledi. Mersin’in güçlü bir hinterlanda sahip olduğunu ifade eden Uçar, deniz navlununun yanı sıra kara ve demiryolu taşımacılığı, liman hizmetleri ve elleçleme giderlerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Navlunlardaki yükselişin ihracatçı ve ithalatçıların maliyetlerine doğrudan yansıdığını dile getiren Uçar, 40 feetlik bir konteynerde navlun 200 dolar arttığında yük başına aynı miktarda ilave maliyet oluştuğunu belirtti. Taşıma giderlerinin ürün fiyatı içindeki payının yüksek olduğu düşük birim değerli ürünlerde bu etkinin daha fazla hissedileceğine dikkat çekti.

Mersin Limanı’nın güçlü bir üretim ve dış ticaret hinterlandına sahip olduğunu belirten Uçar, kısa vadeli dalgalanmalara karşın limanın bölgesel ticaretteki önemini koruduğunu söyledi. Küresel kuru yük piyasasındaki hareketliliğe de işaret eden Uçar, Baltic Dry Index’in 18 Eylül 2026’da 3 bin 370 puana yükseldiğini, eylül başında ise 3 bin 157 puan seviyesinde bulunduğunu aktardı. Bu dönemde yaklaşık yüzde 7 artış yaşandığını belirten Uçar, yalnızca yakıt maliyetlerine bakılarak deniz taşımacılığında talebin zayıfladığı sonucuna varılamayacağını ifade etti.

Jeopolitik gelişmeler sefer sürelerini uzatıyor

Yakıtın yanı sıra liman hizmetleri, personel, bakım ve onarım, sigorta ile finansman giderlerinin de sektörün başlıca maliyet kalemleri arasında yer aldığını belirten Uçar, savaş riskleri ve buna bağlı sigorta maliyetlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi. Emisyon azaltımına yönelik yatırımların da armatörler açısından yeni ve önemli bir gider alanı oluşturduğunu kaydetti.

Jeopolitik gelişmelerin navlunlar ve transit süreleri üzerinde doğrudan etkili olduğunu dile getiren Uçar, güzergâh değişikliklerinin gemilerin sefer süresini ve yakıt tüketimini artırdığını belirtti. 17 Eylül itibarıyla Çin-ABD Doğu Yakası hattında 40 feetlik konteyner spot navlununun yaklaşık 10 bin 948 dolara çıktığını aktaran Uçar, Shanghai-New York hattında haftalık artışın yüzde 7 olarak açıklandığını söyledi.

Mersin’in transit ticaret ve aktarma merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Uçar, bu hedefe ulaşmak için yalnızca deniz navlunlarının düşük olmasının yeterli olmayacağını vurguladı. Liman ve elleçleme giderleri, transit süreler, kara ve demiryolu bağlantıları, gümrük işlemleri ve deniz taşımacılığı maliyetlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uçar, Mersin’in lojistik zincirin tamamında rekabetçi olması halinde Doğu Akdeniz’deki transit ve aktarma payını artırabileceğini kaydetti.

Navlunlarda artış baskısının sürmesi bekleniyor

Önümüzdeki aylarda maliyetlerin yüksek ve dalgalı seyretmesini beklediklerini belirten Uçar, VLSFO fiyatının ton başına yaklaşık 940 dolar seviyesinde bulunmasının ve Brent petrolün eylül ortasında 100-110 dolar/varil bandına çıkmasının sektör üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.

Jeopolitik risklerin devam etmesi halinde yakıt, sigorta ve uzayan sefer süreleri üzerinden ilave maliyetlerin ortaya çıkabileceğini ifade eden Uçar, navlunlarda yukarı yönlü baskının sürebileceğini ancak artışların tüm hatlarda aynı ölçüde gerçekleşmeyeceğini dile getirdi. Uçar’a göre yakıt fiyatları ve bölgedeki güvenlik koşulları, navlunların önümüzdeki dönemdeki seyrinde belirleyici olacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu