Savaş ve Kuraklık, Navlun Ücretlerini Yükseltiyor

Savaş ve kuraklık, küresel navlun maliyetlerini artırarak tüketici fiyatlarına yansıyacak.

Küresel ticaretin önemli geçiş noktalarında yaşanan sorunlar, deniz taşımacılığında maliyetleri yeniden artırıyor. Orta Doğu’daki savaş, Kızıldeniz ve Hürmüz çevresindeki rotaları zorlaştırırken, kuraklık Panama Kanalı ve Ren Nehri’ndeki taşımacılık kapasitesini etkiliyor. Karadeniz’deki jeopolitik riskler de durumu daha karmaşık hale getiriyor.

Uzak Doğu’dan ABD’nin doğu kıyısına yapılan 40 fitlik konteyner taşımacılığındaki maliyetler, 12 Ağustos itibarıyla 10 bin 249 dolara ulaşmış durumda. Bu rakam, bir yıl öncesine göre yüzde 234’lük bir artış gösteriyor. Orta Doğu’daki savaşın patlak vermesinden önceki döneme kıyasla ise bu artış daha da belirgin hale geldi. Uzak Doğu’dan ABD’nin batı kıyısına yapılan taşımalarda ise fiyatlar 6 bin 965 dolara kadar yükselmiş durumda.

Artış sadece anlık fiyatlarla sınırlı kalmıyor; uzun vadeli taşıma sözleşmelerinde de maliyetlerin yükselmesi, tedarik zincirindeki yüksek fiyatların şirketlerin giderlerine kalıcı olarak yansımasına yol açabilir.

Diğer bir önemli sorun ise Panama Kanalı’ndaki geçiş maliyetlerinin artması. Düşük su seviyeleri, gemilerin taşıma kapasitesini azaltırken, Orta Doğu’daki kriz nedeniyle enerji ticaretindeki değişiklikler kanala olan talebi artırıyor. Geçiş sırası için yapılan açık artırmalarda bazı kategorilerde ortalama fiyatlar 1,1 milyon dolara, büyük gemilerin kullandığı Neopanamax geçişlerinde ise yaklaşık 2,5 milyon dolara kadar çıkabiliyor. Bazı gemiler, bekleme sürelerini kısaltmak için daha yüksek bedeller ödemek zorunda kalıyor.

Avrupa’da ise Ren Nehri’ndeki su seviyelerinin düşmesi, uzun süren kuraklığın bir sonucu olarak kaydediliyor. Bu nehir, yakıt, kimyasal ürünler, tahıl ve sanayi hammaddelerinin taşınmasında kritik bir rol oynuyor. Su seviyesinin azalması, gemilerin daha az yükle hareket etmesine neden olurken, şirketler daha pahalı kara ve demiryolu taşımacılığına yönelmek zorunda kalıyor. Örneğin, bir nehir mavnasının taşıdığı yük miktarını karayoluyla taşımak için yaklaşık 150 kamyon gerekebiliyor.

Almanya’daki kimya, enerji, çelik ve tarım şirketleri, taşıma kapasitesindeki düşüş nedeniyle artan lojistik maliyetleri ve üretim aksaklıkları ile karşı karşıya kalıyor. Kızıldeniz, Karadeniz, Panama Kanalı ve Ren Nehri’nde yaşanan sıkışıklık, küresel tedarik zincirlerinin esnekliğini azaltıyor. Limanlardaki yoğunluk ve Hürmüz çevresindeki riskler, gemilerin daha uzun rotalar kullanmasına ve taşıma kapasitesinin verimsizleşmesine yol açıyor.

Navlun maliyetlerindeki artış, özellikle kâr marjı düşük ürünlerde üretici ve perakendecilerin maliyetlerini yükseltiyor. Şirketlerin bu artışı tamamen üstlenememesi durumunda, maliyetlerin bir kısmının tüketici fiyatlarına yansıması bekleniyor. Bu nedenle deniz taşımacılığındaki sıkışıklık, artık yalnızca lojistik sektörünün sorunu olmaktan çıkıyor. Kritik ticaret yollarındaki baskının uzun sürmesi halinde etkisi, ithal ürünlerden enerji ve sanayi girdilerine kadar geniş bir alanda tüketici fiyatlarına ulaşabilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu