Kırsal Amerika’da temiz enerji: Fırsatlar ve engeller

Kırsal Amerika’da temiz enerji yatırımları bazı engellerle karşılaşsa da vergi geliri, çiftçilere ek kazanç ve ekonomik canlanma fırsatı sunuyor.

ABD’nin enerji dönüşümünde kırsal bölgeler belirleyici bir konumda bulunuyor. Rural Climate Partnership tarafından yapılan analize göre, ülkedeki temiz enerji üretiminin yüzde 87’si geçen yıl kent merkezlerinden uzaktaki alanlarda gerçekleşti. Rüzgar türbinleri, güneş santralleri ve batarya tesisleri için geniş arazilere ihtiyaç duyulması, bu dağılımın temel nedenleri arasında yer alıyor.

Ancak yeni temiz enerji yatırımları kırsal kesimlerde her zaman destek görmüyor. Ülke genelinde yenilenebilir enerji projelerine yasak, moratoryum veya çeşitli kısıtlamalar getiren ilçe sayısı artarken, bu engellerin bulunduğu bölgelerin yüzde 60’tan fazlasını kırsal ilçeler oluşturuyor. Bu oran, Daily Yonder ve Canary Media’nın USA Today ile Columbia Üniversitesi İklim Değişikliği Hukuku Sabin Merkezi verilerine dayanan ortak analizinde ortaya kondu.

Federal düzeydeki politikalar da kırsal temiz enerji yatırımlarının önünde yeni belirsizlikler yaratıyor. Trump yönetimi, on yılı aşkın süredir çiftçilerin elektrik faturalarını azaltmak amacıyla güneş panellerine yatırım yapmasına destek veren Amerika için Kırsal Enerji Programı’nı büyük ölçüde küçülttü. Tarım Bakanı Brooke Rollins, verimli tarım arazilerinde güneş enerjisi projelerine kamu desteği sağlanmasına karşı çıkarken, İçişleri Bakanı Doug Burgum rüzgar ve güneş enerjisini çevreye zarar veren ve araziyi verimsiz kullanan kaynaklar olarak nitelendirdi.

Bu eleştirilerin aksine, ABD’nin en hızlı büyüyen enerji kaynağı olan büyük ölçekli güneş enerjisi tesisleri ülkenin tarım arazilerinin yalnızca yüzde 0,07’sini kaplıyor. Golf sahalarının kapladığı alan ise bunun yaklaşık üç katına ulaşıyor.

Temiz enerji projelerine yönelik itirazlar, bu yatırımların kırsal Amerika için yaratabileceği ekonomik katkıyı da gölgede bırakıyor. Santraller yeni vergi gelirleri sağlayarak ekonomik sıkıntı yaşayan yerleşimlere destek olabilir. Çiftçiler ise arazilerini kiraya vererek artan işletme maliyetlerini ve iklim değişikliğinin oluşturduğu baskıyı dengeleyebilecek ek gelir elde edebilir.

Kırsal topluluklarda yaşayanların önemli bir bölümü bu potansiyelin farkında. Yale İklim Değişikliği İletişimi Programı’nın nisan ayında gerçekleştirdiği araştırmaya göre, Amerikalıların yarısı kendi bölgelerinde güneş ve rüzgar projelerini destekliyor. Idaho’da Cumhuriyetçi ilçe komiseri olarak görev yapan Jeff Hough da bu isimlerden biri. Birkaç yıl önce desteklediği güneş ve rüzgar enerjisi yasağının kaldırılması için şimdi çalışma yürütüyor.

Illinois eyaletindeki Coles County sakini Dorothy Macy de bölgesindeki 300 megavatlık rüzgar projesine destek verenler arasında bulunuyor. Projenin 30 yıllık işletme süresi boyunca 81 milyon dolar vergi geliri oluşturması bekleniyor. Temiz enerji yatırımlarının sağlayabileceği faydalar, siyasi görüşler arasındaki ayrımları da aşabiliyor.

Minnesota’nın iki dönem görev yapan eski Cumhuriyetçi Valisi ve günümüzde Güneş Enerjisi Sanayicileri Birliği Başkanı olan Tim Pawlenty, kırsal Amerika’daki enerji dönüşümü üzerine düzenlenen bir etkinlikte bu noktaya dikkat çekti. Pawlenty, temiz enerji politikaları için kalıcı ve iki partili bir destek oluşturmayı hedeflerken, güneş enerjisi sektörünün özel mülkiyet haklarını savunan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirtiyor. Çiftçilerin kendi arazilerini nasıl değerlendireceklerine karar verebilmesinin muhafazakar bakış açısından önemli olduğunu vurguluyor.

İleri şebeke teknolojilerine federal destek

Trump yönetimi, yaklaşık bir buçuk yıldır Biden döneminde uygulamaya konan enerji politikalarının önemli bölümünü geri çevirmeye çalışıyor. Buna rağmen iki yönetimin politikaları arasında nadir görülen bir kesişme, Enerji Bakanlığının 26 eyalette ileri iletim teknolojilerinin kullanımını desteklemek üzere 1,9 milyar dolarlık hibe açıklamasıyla yaşandı.

İleri iletim teknolojileri, yeni şebeke altyapısı kurmanın finansal, hukuki ve lojistik zorluklarını azaltmayı amaçlıyor. Bu kapsamda kullanılan cihazlar, yazılımlar, malzemeler ve işletme stratejileri; kapasitesi zorlanan mevcut elektrik şebekesinden daha fazla verim alınmasına yardımcı oluyor. Böylece yeni hatların inşasıyla ilgili güçlükler tamamen ortadan kalkmasa da mevcut altyapının daha etkin kullanılması mümkün hale geliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu