Gazlı içecekler neden wellness tüketicilerini kaybediyor?
Gazlı içecekler, tüketicilerin şişkinlik ve reflü gibi etkilerden endişe etmesiyle eski popülerliğini yitiriyor; gazsız ürünlerin payı hızla artıyor.
Soda ve maden suyu gibi gazlı içecekler uzun yıllardır geniş bir tüketici kitlesine ulaşsa da özellikle genç kuşak, artık bir içeceğin ne kadar köpüklü olduğundan çok, tüketim sonrasında kendisini nasıl hissettirdiğine bakıyor.
IWSR verilerine göre ABD’de 22 milyar dolarlık hazır karışımlı içecek pazarında gazsız ürünlerin yeni lansmanlar içindeki payı 2021’de yüzde 27 iken 2025’te yüzde 38’e çıktı. Surfside, Sun Cruiser, Svedka Vodka Water ve Lucky One Lemonade gibi markalar gazsız formüllere yönelirken, sert seltzer ürünleri diğer içime hazır seçenekler karşısında ivme kaybetmeye başladı.
Bu değişimin arkasında, tüketicilerin içecekleri kalori, şeker ve içerik listesinin yanı sıra vücut üzerindeki etkileri açısından da değerlendirmesi bulunuyor. Ayık yaşam ve bilinçli tüketim eğilimleri, içtikten sonra ortaya çıkan fiziksel hislere yönelik farkındalığı da artırıyor.
Gazsız tercihlerde sağlık etkisi öne çıkıyor
Yüksek miktarda gazlı içecek tüketimi bazı kişilerde şişkinlik, geğirme ve karın bölgesinde basınç yaratabiliyor. Ancak İngiliz Pharmacare şirketinde görev yapan ve üst gastrointestinal sistem rahatsızlıkları üzerine uzmanlaşan eczacı Vikas Arora’ya göre, sorunun kaynağı her zaman gazlanma değil.
Arora, gazlı içeceklerde bulunan şeker, kafein ve yapay tatlandırıcıların da sınırlandırılması gereken unsurlar olduğunu belirtiyor. Bu nedenle bir içeceğin gazsız olması onu otomatik olarak daha sağlıklı yapmadığı gibi, gazlı olması da tek başına temel sorun anlamına gelmiyor.
Gazlanma reflüyü artırır mı?
Gazlı içeceklerle reflü arasındaki ilişkiye dair bilimsel bulgular kesin bir sonuca işaret etmiyor. Karbonasyonun yemek borusunun alt bölümündeki kasın basıncını geçici olarak azaltabileceğini inceleyen bir sistematik derleme, gazlı içeceklerin gastroözofageal reflü hastalığına doğrudan ve sürekli biçimde neden olduğunu ya da hastalığı ağırlaştırdığını gösteren kanıt bulmadı.
Buna karşılık daha sonraki bir sistematik incelemede gazlı içecek tüketimiyle reflü riski arasında ilişki saptandı. Farklı kişilerin gazlı ürünlere verdiği tepkiler ve beslenme alışkanlıklarındaki diğer unsurlar, araştırma sonuçlarının neden tam olarak örtüşmediğini açıklayabilir.
Uzmanlar, gazsız bir içeceğin doğası gereği gazlı bir üründen daha sağlıklı olmadığını vurguluyor. Nitekim sade maden suyu ile şekerli gazlı içeceklerin besin değerleri de aynı değil. Bununla birlikte tüketicilerin kendi bünyelerinde rahatsızlığa yol açan ürünleri gözlemlemesi önem taşıyor.
Şişkinlik, sık geğirme, karında baskı veya artan mide yanması yaşayan kişilerin gazlı içecek tüketimini azaltarak belirtilerde bir değişiklik olup olmadığını takip etmesi öneriliyor. ABD’de nüfusun yaklaşık yüzde 20’sinin gastroözofageal reflü hastalığı yaşadığı belirtilirken, yetkililer bu kişilere semptomlarını artıran yiyecek ve içecekleri belirlemelerini tavsiye ediyor.
Reflünün sık tekrarlaması ya da kişiyi gece uykusundan uyandırması durumunda ise sorun yalnızca gazlı içeceklere bağlanmamalı. Bu tür belirtiler, tıbbi değerlendirme yapılmasını gerektirebilir.




